23 Aralık 2016 Cuma

İNSAN NE İLE ÖLÜR?*

   *Bu yazı, Lâ Dergisi'nin 6. sayısında yayımlanmıştır.


    Hani hep derler ya “insan, ardında onu hatırlayan son kişi de öldüğünde ölür” ya da “insan, onu seven ve hatırlayan kişiler olduğu müddetçe ölmüş olmaz” diye. Gerçekten öyle mi acaba?
   Akşam sosyal medyada gezinirken bir haber gözüme takıldı. Haberin başlığı şöyle: “Brezilya’nın önde gelen futbol takımlarından Chapecoense’nin oyuncularının aralarında bulunduğu 81 kişiyi taşıyan yolcu uçağı Kolombiya’nın Medellin kenti yakınlarında düştü.” Haberin detaylarından anladığım kadarıyla kazadan toplam beş kişi olmak üzere futbolculardan yalnızca ikisi sağ kurtulmuş. Bu haber üzerine yine sosyal medyada aynı futbol takımının soyunma odasında çekilmiş bir fotoğrafa rastladım. Sağ kurtulan futbolcular boş soyunma odasında oturup kalmışlar. O halleri içimi sızlattı ve görüntüyü arkadaşlarımla paylaştım ve altına tam “Çok üzücü değil mi ya?” notunu düşüyordum ki çarpıcı bir düşünce beni durdurdu. Bu zamana kadar o gruba kaç Halepli çocuğun fotoğrafını atmıştım bu kadar acıyarak? Kurtuluş ümidiyle çıktıkları yolda denize dökülen kaç candan bahsetmiştim bu kadar üzülerek? Aylan’dan, Ümran’dan ya da Fatih’te yokluktan farelerin çocuklarını kemirdiği bir evde oturmak zorunda olan aileden de böyle can havliyle bahsetmiş miydim? Hayır.. Cevap hep hayır’dı.. Bu insanların magazin açlığımızı doyuracak bir yanı yok diye miydi umarsızlığımız? Yoksa yıllardır gördüğümüz zulümlere, ölümlere “istemeden” alışmış mıydık? Bana kalırsa bu “malesef alıştık artık” söylemlerimiz vicdanımızın kalan son ses tellerini de koparma girişimimizdi. Ve bunda başarılı da olduk.
  Ülkemle -en azından- vatanını bırakmak zorunda kalmış kardeşlerimize kapı araladığı için gurur duymakla birlikte bu adımı yeterli görüp geri kalan tüm zulme sessiz kaldığım için kendimi kınıyorum. Tabi, kınamayı Avrupa ülkeleri daha iyi bilir orası ayrı mesele. Bu konuya girmişken şu “mülteci” kelimesine de Ali Emre’nin mısralarıyla bir açıklık getirmek istiyorum:
“Ülkeni unuttun diyor Cafer, şerefeleri yıkık o camileri

Unuttun, bir yetimken kalbinde uyuduğumuz Halep’i

Camdan bize bakan çocukları gösteriyor böyle derken

Bıraksam bir Ortadoğu kuracak mültecilerden hemen

-Mülteci mi? Ey kalbi kuruyan, kardeşin onlar senin

Hatırla, buraya geldiğinde sen de çulsuzun tekiydin!”

  İnsan ne ile ölür, biliyor musunuz? Ocağına atılan bombalarla ölür. Kimyasal silahlarla ölür. Son bir umutla bindiği gemisinin batmasıyla ölür. Dalgaların onu bilmediği bir kentin kıyısına vurmasıyla ölür. Peki, insan ne zaman ölür, biliyor musunuz? Onu koruması-kollaması gereken son insan da internette dolaşan kan revan içindeki fotoğrafına bakıp ağzının kenarıyla “ah be keşke yapabileceğimiz bir şey olsaydı” deyip arkadaşlarıyla keyifli sohbetine geri döndüğü zaman ölür. Ama esas ölmüş olan hangisidir, sizin takdirinize kalmış.



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder